|
Bana gelen danışanlarımın çoğu zaman aynı soruyu sordukları dikkatimi çekmiştir. Ben de sizlerle hem bu soruyu hem de cevabını paylaşmak istiyorum. Danışan: Peki siz nasıl besleniyorsunuz, Didem Hanım? Hiç artık tatlı, pizza, mantı vs yemiyor musunuz? Nasıl bu kadar ince kalıyorsunuz? Günde muhakkak 6 öğün mü yiyorsunuz? Benim cevabım: HAYIR, HAYIR, HAYIR... Ben, her şeyden istediğim zaman istediğim kadar yiyorum. Tamamen kendimi dinliyorum. Asla 'kahvaltı etmem şart' diyerek kahvaltı etmiyorum. Eğer acıktıysam yiyorum ve acıkmadıysam yemiyorum. Hep derler ya, 'İşte kahvaltı etmezsen metabolizman yavaşlar, kilo veremezsin, ya da alırsın.' Ben bu görüşe katılmıyorum. Birçok şey insanın zihninde bitiyor. Eğer siz öyle şartlarsanız kendinizi sonucu da tamamen sizin istediğiniz gibi olacaktır. Ben insanların farkındalıklarını yükseltmelerinden yanayım, kendilerine değer vermelerinden yanayım. Siz oysa başkalarının dediklerine kulak veriyorsunuz. Birisi çıkıyor ve diyor ki günde muhakkak 6 kere yiyin. Aç olmasanız bile 6 kere yemeye başlıyorsunuz. Düşünsenize ufacık bir çocuk sizinleyken ona soruyorsunuz değil mi?: Acıktın mı yavum? Çünkü sizin için onun acıkıp acıkmaması önem taşır. Oysa aynı hassasiyeti kendimize göstermekten kaçınırız. Birisi birşey dedi mi, özellikle diyetle ilgili, hemen yapmak isteriz. Uzak doğu kültürüne bakın, onlar da ara öğün olayı yoktur, ve birçok batılıya göre de daha sağlıklı yaşarlar. Kahvaltı konusunu fazla dağıtmadan tek cümleyle bağlamak istiyorum. Ben eğer aç kalkarsam kahvaltı ediyorum ama aç uyanmazsam etmiyorum. Günün ilerleyen saatlerinde açlık durumuma göre yiyorum. Eğer canım o gün dürüm çekiyorsa buna karşı koymak yerine gidip yiyorum. Fakat hiçbir suçluluk duymadan, tadına vara vara, ağzımda hissedip uzun uzun çiğneyerek. Madem kalorili bir şey yiyeceğim o zaman ondan keyif alarak bunu yapmalıyım. Bunu öğlen saatlerinde yemişsem o zaman akşam acıkırsam salata veya sebze tarzı birşey yiyip günü öyle kapatıyorum. Hiçbir zaman 'battı balık yan gider' düşüncesine kapılmadan. Bunu söylüyorum, çünkü eskiden 80'li kilolarımda bu psikolojiyle yediğimden hep normalde yiyeceğimden çok daha fazlasını yiyordum. Bugün de mahvoldu, hadi bari dürümün üstüne tatlı da yiyeyim, akşam da yiyeyim, yarın dikkat ederim. Hayır, bunlar tamamen eski günlerde kaldı. Eğer sizlerde bu duygulara ve düşüncelere kapılıp yiyorsanız lütfen bundan arınmaya çalışın.Kilo vermenizde en büyük adım başkalarının sizlere söylediği değil sizin kendinize değer vermenizden başlar. Hayat bir dengedir, bir öğün çok yerseniz, diğer öğün az yersiniz ya da hiç yemezsiniz. Bir gün çok yerseniz diğer gün az yersiniz ya da hiç yemezsiniz. Ben, hayatımda bu dengeyi yakaladım. Eğer dışarıda sosyal bir ortamda bulunmayacaksam evdeyken daha sağlıklı, özellikle sebze yemekleri tüketmeye çalışıyorum. Besin değeri yüksek gıdalar tüketmeye gayret ediyorum ki hücrelerim doysunlar ve bana sürekli açlık çektirmesinler. Eskiden kiloluyken çoğu zaman sırf hamur işleri veya ıvır zıvırlar yerdim. Durum böyle olunca vücut hiç adam gibi vitamin ve mineral alamadığından sürekli aç kalırdı ve beni daha çok yemeye iterdi. Benim felsefem vücudumu her zaman doyurmak, ruhumu da istediği zamanlarda doyurmaktır!!! Lütfen kendinize, içinizdeki açlığa ve tokluğa ve de ruhunuza kulak verin. Onlar sizi doğru yola götüreceklerdir. Farkındalık, esasında bizim sahip olabileceğimiz en muhteşem güzelliktir. Lütfen yemek yerken daha farkındalıkla yemeye çalışın. Sadece yemiş olmak için yemeyin. Hem ruhunuzu hem de vücudunuzu doyurun. |